Tarımda Kadın Eli

Toprakla kadın birbirine çok benzer. Toprak da, cömert ve vericidir, tıpkı kadın gibi. Toprak, vefakardır, hayat verir besler ve öğretir; tıpkı kadın gibi. Toprak her haliyle o kadar kadındır ki; birçok dilde, kültürde toprak doğal olarak ana olarak anılır. Kadın da toprağı sever. Tarımı başlatan ve doğayı ehlileştiren kadındır. Tarlada büyüyen domatesi, bahçede fışkıran naneyi,  saksıda doğan fesleğeni, açan gülü kadın sever, yeni doğanı sevdiği gibi sever. Toprakta can bulan, insana da can veren, tohumu seven. Fideye, fidana, çiçeğe, meyveye özen gösterir, vefa gösterir kadın. Tarıma yakışır kadın, tarım da kadına yakışır. Doğada, eksiltmez, artırır kadın;  yok etmez, ziyan etmez, korur, sürdürür kadın. Kadim bilgiyi aktarır kadın.

Tarlada, bahçede, ağılda, dağda çok çalışır. 12 saat, 15 saat, 365 gün çalışır kadın. Üretir ve elinden geldiğince katma değer yaratır. Buğdayı ekmeğe; domatesi salçaya; sütü yoğurda, tarhanaya; yumurtayı erişteye çevirir. Yoksulluğu, açlığı yok etmek için çaba gösterir.

Peki, bu özveri ile tarımda kadın nasıl var oluyor, emeğinin karşılığını alabiliyor mu?

Türkiye’de tarımda kadın istihdamı çok yüksektir. Tarımsal üretimde, en yoğun kullanılan emek, kadın emeğidir. Türkiye’de daha çok küçük ölçekli işletmeler mevcut ve bu işletmelerde aile içi emekle üretim yapılıyor. Kadın daima ücretsiz aile işçisidir. Kasım 2019 tarihinde TÜİK’in yayınladığı  işgücü istatistiklerine göre, tarımda çalışan 4 milyon 876 bin kişinin 2 milyon 178 binini, bir diğer ifadeyle yüzde 44,6’ünü kadınlar oluşturmaktadır. Tarımda 2 milyon 120 bin kadın üretimde yer alıyor. Buna rağmen, tarımda çalışan kadınların yaklaşık yüzde 90’ı sigorta kaydı olmadan, yüzde 80’ni de aile işçisi olarak herhangi bir ücret almadan çalışmakta. Tarımda istihdam edilenlerin neredeyse yarısı kadın olduğuna göre, tarımsal üretimin yarısını, gerçekte sektörde kadın emeğinin yoğunluğunu düşünürsek, belki de yarısından fazlasını kadınlar üretiyor.

Türkiye’de, tarım kadına istihdam kaynağı da olmaktadır. TÜİK verileri dikkate alındığında, tarım istihdam edilen erkeklerin yüzde 17’sine istihdam olanağı yaratıyor. Bu rakam kadın söz konusu olduğunda yüzde 25 olarak gerçekleşmektedir. Yani, ülkemizde İstihdam edilen kadınların yüzde 25’ine tarım sektörü istihdam olanağı sağlamaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunda,  yüzde 60’ın üzerinde olan kadınların iş gücüne katılma oranının ülkemizde yüzde 33 olduğu düşünüldüğünde tarım,  kadına istihdam yaratma potansiyeli yüksek bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan baktığımızda aslında Türkiye’de tarım, kadınlara ve erkeklere eşit istihdam imkânları yaratan bir sektördür.

Kadın emeği kayıt dışı

Tarımdaki kadınların sadece yüzde 10,9’unu işveren durumunda, yüzde 8,9’u ise ücretli ve yevmiyeli olarak çalışıyor. Büyük çoğunluk olan yüzde 80,2’si ise ücretsiz aile işçisi olarak hizmet veriyor. Ancak, bu noktada da erkeklerle eşit ücret alamıyor. Türkiye İstatistik Kurumu, 2019 yılı tarımsal işletme işgücü ücret yapısı verilerine göre, mevsimlik kadın işçilerin günlük ücretleri 79 lira, erkek işçi ücretleri ise 94 lira oldu. Sürekli tarım işçilerine ödenen aylık ücret ise, kadın işçiler için 2 bin 41 lira, erkek işçiler içinse 2 bin 486 liraya olarak belirlendi. Türkiye’de kadın emeğinin kayıt dışı olması, kadınların genellikle ücretsiz aile işçisi olması ve aynı işe aynı birim ücreti alamaması kadın emeği sömürüsünün derinleşmesine neden olmaktadır.

 

Kadınlar mülksüz

Türkiye’deki bir başka konu da, kadınların mülksüz olmasıdır. Tarımda ise kadınlar daha çok mülksüzdür. Ziraat odalarında belirgin bir erkek hakimiyeti söz konudur. Miras yoluyla toprak bölüşülürken, en verimsiz topraklar kadınlara geçmekte, kadına düşen topraklar değerinin altında erkek kardeşlere devrolmaktadır. Kadınlara mirastan feragat sözleşmesi imzalatarak yasal olarak bu haklarını ellerinden alabilmektedir. 6537 numaralı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda 2014 yılında yapılan değişiklik, tarımsal arazilerin bölünmemesi, dolayısıyla verimliliğin azalmaması için, toprağın “ehil” mirasçıya verilmesi yolundaki değişiklikte toprak mülkiyetinin erkeklere geçmesi için bir gerekçe olmuştur. Kırsalda kadının eğitime erişimi güçtür, örgütlenme şansı azdır; kadın gelir üzerinde söz sahibi değildir, sosyal güvenceden yoksundur. Pazara, kredi ve finansal hizmetlere erişimi güçtür. Erkeğe bağımlıdır. Mülkiyeti son derece sınırlıdır. Tarımda çalışan kadın, işgücüne katılımda emeğinin karşılığını alamaz. Tarımda, sermaye-yoğun, teknoloji-yoğun işler erkekler tarafından yapılırken, emek-yoğun işler kadınlar tarafından yapılmaktadır. Tarım aslında, kadınları güçlendirmek için diğer sektörlere göre daha çok olanaklar sunmaktadır. Ancak aşılması gereken engeller mevcuttur. Ne yazık ki çiftçi kadınlar, aile geçimini sağladıktan sonra, gelir kaynağı yaratmak için yeniden yatırım imkanı yaratmada sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bir yandan tüm küçük ölçekli çiftçilerin karşılaştıkları mali sorunları yaşarken, ek olarak cinsiyetleriyle ilgili kısıtlamalarla karşılaşmaktadırlar. Mevcut durum fotoğrafı belki çok iç karartıcı görünmekte. Ama, evet bir de işin aması var. Bu kısır döngüyü, bu karanlık tabloyu delip geçen, tarımda “adı” olan o kadar çok kadın var ki. Birleşen, üreten, marka yaratan, kazanan, kazdığını toprağa yatıran o kadar çok kadın var ki. Onlar binlerce çiftçi kadına yol gösterecek, ilham verecek kadınlar…

 

Kadın veteriner yok denecek kadar azdı

İşte o kadınlardan bir tanesi NSE Tarım, Gıda ve Hayvancılık Genel Müdürü Nermin Sali Kızılöz. Nermin Hanım veteriner hekim. Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde okurken sınıflarında 17 kız, 113 erkek öğrenci olduğunu söyleyen Nermin Hanım, “şimdi bu oran yüzde 50’yi bulur’ diyor. Nermin Sali Kızılöz, meslek hayatında kadın olarak yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “ Benim gençliğimde tarım sektöründe beyaz yakalı ya da işletme sahibi kadın sayısı yok denecek kadar azdı. Şimdi bence bu oran, yüzde 50’ye yaklaşmıştır. Artık, tarıma hizmet veren şirketlerin pek çok aşamasında da kadınlar görev yapıyor. Ziraat mühendisi olarak sektörde çalışan, bayilik açan kadın sayısı da oldukça fazla. Bu tabiî ki güzel bir ilerleme. Ben veteriner fakültesine kaydımı yaptırırken, ‘Sen nasıl veterinerlik yapacaksın, bir ineğe nasıl doğum yaptıracaksın? diye sordular. Hatta annem bile benim bu mesleği yapacağıma inanmamıştı. Yıllar sonra bunu itiraf ettiğinde anladım bunu ben de…’’

‘’Üniversiteden eşimle birlikte mezun olduktan sonra Tarım Bakanlığı’nda çalışmaya başladık. O zaman ikimiz de veteriner hekim olduğumuz için, eşimi hayvan sağlığı bölümüne, beni de proje bölümüne verdiler. Aslında o zaman müdürlerim benim konuyla ilgili fikrimi sormadılar. Ben tabiî ki fikrimin alınmasını isterdim ama kadın olduğum için projede daha başarılı olacağım düşünülmüş. Günümüzde tabii her şey kadınlar lehine değişiyor, değişmeli de. Ama bu sektörde kadınların işi hala çok zor… Şu anda yönettiğim çiftliğim ve şirketimdeki başarımın, tarım ve hayvancılık sektöründe çalışmayı, yatırım yapmayı düşünen kadınlara örnek olmasını isterim”

Tarımda kadın olmak çok zor

Türkiye’de organik tarım deyince ilk akla gelen isimlerden biri, Değirmen Eko Yatırım A.Ş.’nin sahibi Gürsel Tonbul’dur. Eğitimini aldığı İngilizce öğretmenliğini bir müddet sonra bırakıp, bugün sahip olduğu tesisi kuran ve o günden bu yana kendini organik tarıma adayan Gürsel Hanım, tarımda kadın olarak yaşadığı zorlukları şöyle anlattı : “ Türkiye’de, tarımda kadın olmak, çok zor bir şey.Çünkü, tarım sektörüne hakim olan, ağırlıklı olarak erkek topluluğudur. Çalışanlar olarak baktığımızda; hem tarlada, serada, ahırda çalışan işçi kesiminin hem de sektöre hizmet eden firmalardaki beyaz yakalıların çok büyük bir kısmının erkek olduğunu görürüz. Bu sektörde, özellikle eğitimsiz erkekleri, değişime ve gelişime ikna etmek neredeyse mümkün değildir. Hele bir kadın olarak bunu başarmak, gerçekten çok zordur… Kısacası bu sektörde erkeklerin işi zordur, ama kadınların işi onlarınkinden 10 kat daha zordur. Ama sabırlı olur, inat eder, çok çalışır, ciddi riskleri göze alır ve inandığı yolda inatla ve her türlü zarar ziyana kararlılıkla devam edebilme cesaretini, (deli cesaretini) gösterebilir ve sonuçta başarılı bir örnek yaratabilirsen, ondan sonra kadın olmak avantaja dönüşebiliyor. Çünkü o zaman, bizim toplumumuzda kadına saygı duyan bir genetik hafıza ortaya çıkıyor ve kadınlar biraz rahata kavuşuyor. Toplumun geneline baktığında da ( bu şehirdeki insandan daha fazla kırsal kesimde oluyor) hala daha o anaerkil hafızada; başarılı olan,  sözü dinlenen kadın olmak için (büyük kadın olmak için, büyük ana olmak için) başarılı olmanın şart olduğunu görüyorsun”

Çiftçilik yapan bir aileden geliyorum

Çiftçilik yapan bir Boşnak ailenin çocuğu olduğunu anlatan Gürsel Tonbul, böyle bir aileden gelmenin avantajlarını şöyle anlattı ; “Benim anne tarafım Boşnak’tır. Özellikle büyükannemin büyük bir çiftçilik bilgisi vardı. Zaten biliyorsunuz Anadolu’ya çiftçilik bilgisini, Rumeli göçmenleri getirmiştir. İşte ben, böyle bir ailenin üçüncü kuşak torunuyum Çocukluğumda onlarla birlikte çok zaman geçirdiğim için, onlardan aldığım bilgi, görgü, hafıza illa ki var tabii. Atalarımdan öğrendiğim şeyler, her zaman bana güç vermiştir.

Bu kadar zor olacağını düşünmemiştim

Tarım sektörüne adım attığında çok ciddi zorluklar ile karşılaşacağını düşündüğünü belirten Tonbul, “Zaten devraldığım, sorumluluğunu aldığım işin, eğitimini almadığım bir iş olmaması nedeniyle, önce öğrenmem ve doğru bilgiye ulaşmam gerektiğini, sonra da uygulamalarda inanç ve inatla doğru bildiğimi savunmam gerektiğini biliyordum. Ama bu kadar zor olacağını düşünememiştim. Tarım sektörünün içine bir kere girerseniz çıkamıyorsunuz. Her zaman söylediğim şudur ki; tarımda bir kadın olarak başarılı olmak bu kadar zor olmamalıdır” dedi.

Yeni nesil beyaz yakalılar tarımı seçerken çok iyi düşünsünler

Son zamanlarda şehirli, iyi eğitim almış gençler, şehirden uzaklaşıp, köylerde yeni bir yaşama başlamak istiyorlar. Bu konuyla ilgili görüşlerini sorduğumuz Gürsel Tonbul, gençlere şunları söyledi; “ Ben onlara öncelikle çok sabırlı ve araştırmacı olmalarını öneririm. Araştırsınlar; önünü, arkasını, sağını, solunu, başlarına neler gelebileceğini, risk noktalarını çok iyi araştırsınlar. Çünkü sonuçta, yaşamlarını değiştirecekler. Bu çok ciddi bir karar ve çok ciddi riskler taşıyor. Hesaplarını çok iyi yapsınlar. Eğer yeni nesil beyaz yakalılar, doğru ön araştırmalar ile doğru yerde, doğru ürün ve doğru üretim ve pazarlama sistemleri ile işe girerlerse ve sabırlı, inatçı olurlarsa, (öyle kısa zamanda çok kazanmak diye bir model kesinlikle yok) başarılı olurlar. Çünkü bu iş, adanmışlık gerektiren bir iştir. Ülkemizin üretime ihtiyacı var. Zira, üretim yapılmayan bir ülkede ne açlığın ne yoksulluğun ne de cehaletin önüne geçilebilir. Gençler bunu başarabilirlerse, ben önümüzdeki dönemde, yeni nesil bir çiftçi grubunun ortaya çıkacağını umut ediyor, diliyor ve düşünüyorum”

 

Tarımda çalışan kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmalı

*Pozitif ayrımcılığı hak eden kadın çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine katılımının desteklenmesi için teşvik edici önlemler alınmalı

*Kadın çiftçiler, çalıştıkları her yıl için ilave 90 gün, 4 yılda 1 yıl yıpranma almalı

*Bu yıl 26 gün olarak uygulanan, 2023 yılında 30 güne çıkacak olan Tarım Bağ-Kur prim ödeme gün sayısı, 2008 yılında olduğu gibi 15 güne indirilmeli

* Tarımda çalışan kadınlar, sigortalı olmadan önce, gerçekleşen doğum nedeniyle, hizmet borçlanması yapılabilmeli

Son Eklenen yazılar

Netafim ile Agroexpo 2020’de Yapay Zekâ Konuşuldu

Netafim ile Agroexpo 2020’de Yapay Zekâ Konuşuldu

Netafim Türkiye ekibi, her sene katıldığı Agroexpo Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nda tarım sektörüne dair yeni ürünlerini dört gün boyunca iş ortaklarıyla ve standı ziyaret eden bütün katılımcılarla buluşturdu.

Avrupa’nın 4. Türkiye’nin ise en büyük tarım fuarından biri olan Agroexpo Tarım ve Hayvancılık Fuarı, bu yıl 15. kez İzmir’de gerçekleştirildi. 6-9 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen ve sektör paydaşlarını bir araya getiren fuara, 75 ülkeden 950 tarım ve hayvancılık firması katıldı. Fuarın en önemli katılımcılarından biri olan ve damla sulama konusunda geliştirdiği yapay zekâ teknolojileriyle ön plana çıkan Netafim Türkiye’nin standı, ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı.

MAY Tohum’dan Kazanmayı Bilen Çiftçi Projesi

MAY Tohum’dan Kazanmayı Bilen Çiftçi Projesi

Türkiye’nin önder tohum firmalarından MAY Tohum, Kazanmayı Bilen Çiftçi projesi kapsamında gerçekleştirdiği bilgilendirme ve bilinçlendirme eğitimleriyle çiftçilerin tarımsal üretimdeki verimliliklerini arttırmaları için destek oluyor, geleceklerine bereket katıyor.
1978 yılından beri sebze, tarla, endüstri ve yem bitkileri tohumlarının ıslahı, üretimi, pazarlama ve satışı konularında faaliyet gösteren MAY Tohum, Türk tarım sektöründe katma değer sağlamak için yatırımlarına devam ediyor.

UPL TÜRKİYE ve PANKOBİRLİK’ten Nitelikli İş Birliği

UPL TÜRKİYE ve PANKOBİRLİK’ten Nitelikli İş Birliği

Dünyanın uzun vadeli besin arzını güvence altına almaya odaklanmış ve bu yönde tasarlanan bitki koruma çözümleri sunan global bir tedarikçi olan UPL Türkiye, geçtiğimiz hafta Antalya Rixos Otel’de Pankobirlik Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği’nin Türkiye genelinde çalışan 120 satış personeliyle birlikte düzenlediği toplantıda Tazz, Celmitron, Avıate, Fist Gold ve Pantera ürünlerinin lansmanını gerçekleştirdi.